Film Hakkında

2009 yılında, Amerika’nın özel Starz kanalının hayatımıza soktuğu bir diziydi Spartacus. 300′ün yaratıcı görsel efekt grubuyla tasarlanan, başrollerinde Lucy Lawless,  John Hannah ve tabi ki Andy Whitfield’ı bulunduran dizi, daha ilk sezonunda TV’deki en cesur ve en yaratıcı diziler ünvanına ulaşmıştı. Fazla cesur ve argo kullanımı dolayısıyla tarihten bihaber olan kişiler tarafından topa tutulan dizinin burnu bile kanamadı aslında, yoluna müthiş devam etti. Andy Whitfield’ın talihsiz kanseri yüzünden dizinin 2. sezonu iptal oldu, Andy’i beklerken yaratıcı Steven S. DeKnight’ın aklına bir prequel (hikaye öncesi) projesi geldi. Adına Spartacus : Gods of the Arena verilen 6 bölümlük prequel, Spartacus izleyenleri tarafından ilk sezondan bile daha iyi gösterildi. Hem Prequel’in ilgi görmesi, hem de Andy’nin kanserinin tekrar iyileşmesi büyük bir umutken, kanserin tekrar nüksetmesi o kadar uzun sürmedi. Artık Andy ile dizinin yolları tamamen ayrıldı, ne yazık ki. Yerine daha önce fazla tecrübesi olmayan Avustralyalı aktör Liam McIntyre getirildi. Dizinin 2. sezonu büyük bir hızla ve titizlikle çekilirken, Comic-Con 2011 sonrası belki de akla gelmeyecek en kötü haber ulaştı Spartacus ekibine ve hayranlarına. Andy Whitfield, 3 çocuk babası, ulu Spartacus, 39 yaşında kansere yenik düştü. Ve kendisine adanan Spartacus: Vengeance devam sezonu şimdilerde daha büyük bir önem kazandı. Andy’nin anısına izlediğim 2. sezondan geçmişe doğru bir zaman tüneli yaptım, nacizane.

Comic-Con 2011′de tanıtımı yapıldığında en çok ilgi gören TV Dizisi ünvanını taşıyan Spartacus’ün an itibariyle Vengeance projesinin 2. bölümünü bitirmiş bulunmaktayım. Diziye eklenen yan karakterlerin hikayeye cuk oturmaları ve yeni Spartacus’ümüzün Andy’nin anısına zerre zarar vermediğini gözlemlediğim ilk 2 bölüm, ben ve izleyenleri için gayet yeterli bir başlangıç. Adım adım Spartacus’ün Roma’ya karşı isyanının büyüdüğünü gözlemlediğimiz yeni sezonda, ilk sezonun temposunun yakalanmasının mümkün olabildiğini de görebiliyoruz. Açıkçası Gods of the Arena projesi ile ilk sezonun bir gömlek altında kalan prequelden sonra, Vengeance gerçekten harika bir geri dönüş olmuş. Batiatus hanesinde Spartacus’ün çıkardığı isyandan sonraki gelişmeleri anlatan “intikam hikayesinde”, ayakta kalmaya çalışan isyancıları ve Romalıların olmazsa olmaz entrikaları ile onları durdurmaya çalışmaları anlatılıyor.

 

Evet, entrikalar ve tüm kirli oyunlar geri dönüyor, Starz’ın Boss ile de sürdürdüğü cesur çizgi bir kademe kırılmadan devam ediyor. Bu sezonun Game of Thrones ile belki de en çok popüler dizisi olacak olan Vengeance, Roma’nın ruhsuz ve disiplinsiz düzenini tekrar gözler önüne seriyor. Spartacus ve kardeşleri, teker teker Roma’lı burjuvaların hayatlarını mahvediyor ve kölelere hak ettikleri özgürlükleri sunuyorlar. Dizide kısa süreli şok etkisi yaratan Lucretia’nın geri dönmesi, Galya’lıların hıyarlıklarına hız kesmeden devam etmeleri, Spartacus’ün ekibi içinde devam eden liderlik çabaları ve İlithya… Kinin ve kötülüğün bitmediği dizide Andy’nin bıraktığı mirası toplayacak fazlasıyla yan karakterler var. Hele ki 2. bölüm ile meşhur flashbacklerin geri dönmesi, dizinin 2. sezonu ile senaryoda büyük hazırlıklar yapıldığının da habercisi. An itibari ile eski temposunu pek yakaladığı gözlenemeyen Vengeance, büyük ihtimal 10 bölüm olacak 2. sezonun devam bölümleri için az birşey hayal kırıklığı olsa da, rastlamadığımı da söylemem gerekir. Ama elbet birileri şu 2 bölümden de gereken tempoyu yakalayamayacaklardır.

İlk 2 bölüm itibari ile Blood and Sand’deki tempoyu bekleyenler için hayal kırıklığı olabilir, ama sabırlı dizi izleyicileri için şimdiden 2012′nin en iddialı dizilerinden birisi olacak, orası aşikar. Starz kanalının Boss ile en büyük topu olan (ki kimse Boss nedir bilmiyor, bilse de izlemiyor) Vengeance, iddialı ve muhteşem çizgisinden ödün vermeden, hatta üzerine koyarak ilerleyen ender dizilerden. Bu sezon bu ünvanını alacak diziler olabilir, ama onlarla kafa tutuşacak derecede de başarılı bir iş. Bazen slow motion çekimlerden bıkkınlık gelebilir, ama emin olun sahne koordinatörlerinin dövüş sahnelerindeki koreografisini ancak bu sezon Game of Thrones geçebilir, o da belki.

Not: Peki bu dizi Stanley Kubrick’in 1960′daki Spartacus’ünü biyografik anlamda geçebilir mi ? Muhtemeldir, kimse de şaşırmasın. Çünkü her ne kadar kadrodaki oyuncuların çoğu tecrübesiz olsalar da, birçok dizinin ve hatta sinema filminin toplu performanslarının önünde yarışacak seviyedeler. Yönetmenin başarılı kadrajı da cabası. Senaryoya zaten laf söylemek hakaret olur. Eğer ki böyle tartışmalara Spartacus forumlarında denk gelirseniz, dumura uğramayın.



Yazar Hakkında

Erşah Odabaşıoğlu
Erşah Odabaşıoğlu
İzmir doğumlu. Dünya Sineması ve Amerikan Dizileri tutkunu. Ege Üniversitesi'nde öğrenci. Programcılık okuyarak onun hayallerini kuruyor, bir yandan da sinemanın büyüsüne kapılıyor. CV'sine sinema kültüründen başka birşey ekleyemeyecek kadar boş. Spielberg sayesinde sinemaya, Iron Maiden sayesinde rock müziğe heves saldı. Breaking Bad ve Leyla ile Mecnun, sinemadan koptuğu anlardaki tek ilacı. 2008 den beri sıkı bir sinefil.