Film Hakkında

1968-2008 yılları arasında hizmet vermiş ve Türkiye’nin en büyük cezaevlerinden biriydi Bayrampaşa. Ancak Bayrampaşa Cezaevi çağdaş standartlara uygun olmadığı gerekçesiyle kapatıldı. Bundan sonra da Türkiye’de adalet binaları yenilendi. Şimdi hemen her yerde adalet saraylarını görüyorsunuzdur. Kocaman afili binalar… Adalet, binaların saraylaştırılmasıyla sağlanabilir mi o ayrı mesele tabi. Her neyse Bayrampaşa 2008’de Mehmet Ali Şahin’in de katılımıyla kapısına kilit vurularak kapatıldı ve buradaki mahkûmlar çeşitli cezaevlerine yerleştirildi.

Bayrampaşa Cezaevi’nde 2004 yılında ‘1.Bağımsız Bayrampaşa Film Festivali’ yapılmış. Mahkûmlar izledikleri yerli filmlere çeşitli ödüller vermişler. Ferhan Şensoy’un 2005 yapımı Pardon filmini izleyenleriniz vardır mutlaka. Bu filmin ön gösterimi de Bayrampaşa Cezaevi’nde yapılmış. Bundan sonra Bayrampaşa’da çeşitli kültürel ve sanatsal faaliyetler yapılmaya devam etmiş. Abdullah Oğuz’un O Şimdi Mahkûm filminde genel cezaevi görüntüleri için Bayrampaşa tercih edilmiş.

2007 yılına geldiğimizde ise bir ilk yaşandı. Bayrampaşa tutuklusuyla, hükümlüsüyle, gardiyanıyla, müdürüyle bir filme imza attı: Bayrampaşa Ben Fazla Kalmayacağım. Filmin senaryosunu bizzat bu insanlar hazırladı. Filmin yapımcılığını Birol Güven üstlenirken, filmin yönetmenliğini de Hamdi Alkan yaptı. Bir kesim tarafından Hamdi Alkan’ın yönetmen koltuğunda oturması eleştiri sebebi olmuşsa da bu önyargıdan vazgeçerek konuşmalıyız filmi…

Şunu kesinlikle söylemeliyim ki filmin oldukça manalı bir gayesi var. Film, Digiturk ve MinT Prodüksiyon ortak yapımı. Filmden elde edilen gelir ise cezaevlerindeki kültürel ve sanatsal faaliyetlerde kullanılması için bağışlanmış.

Şimdi gelelim filmin kadrosuna ve konusuna. Senaryoyu yazmakla kalmayan mahkûmlar aynı zaman da filmin oyuncu kadrosunda da yer almışlar. Üstelik bir kaçı da oldukça başarılı…  Başrolde ise Avrupa Yakası’nda büyük beğeniyle izlenen Vural Çelik var. Filmde Erdem Soyluoğlu adında bir karakteri canlandırıyor Vural Çelik. Erdem, kelimenin tam anlamıyla bir kader kurbanı. Evli ve bir de çocuğu olan Erdem, kendi halinde bir kuaför. Ta ki çocukluk arkadaşı Ahmet’le (Hakan Yılmaz) karşılaşana kadar… Erdem, bu karşılaşma yüzünden uyuşturucu ticareti yapmakla suçlanır ve yargılanır. Bayrampaşa Cezaevi bir misafiri daha ağırlar… Filmin en önemli artılarından birisi de oldukça samimi ortamı.

Erdem’in saflığı, cezaevinde fazla kalmayacağına olan inancı bir süre sonra yok artık dedirtmiyor da değil. Yine eleştirilecek bir diğer nokta da cezaevi romantizmi. Filmi izlerken hiçbirisi mi suçlu değil bu nasıl iş demeden edemiyorsunuz tabi. Bu noktada inandırıcılık kısmında zorluyor film. Ama yine de izlenmeyecek berbat bir film değil.  Filmin yüzünüzü gülümseten birçok diyalogu var. Özellikle mahkûmların kendi aralarında ki şakalaşmaları, anlaşma biçimleri oldukça eğlenceli…

Filmde sizi duygulandıran sahneler de var tabi. Her ne kadar Erdem ve oğlu Ali arasındaki ilişki ajite edilmiş olsa da… Ali (Okan Tangücü) babasının dünyayı uzaylılardan korumak üzere görevlendirilmiş bir komutan olduğunu sanmaktadır. Koğuş arkadaşları da Erdem’e bu zor durumda yardımcı olurlar…

Beni rahatsız eden diğer bir durum ise filmde çokça ünlü ismin yer alıyor olmasıydı. Ünlülerin biri geliyor biri gidiyor. Nedense sevdiğim oyuncular bile yapmacık geldi bu filmde bana. Mesela Tamer Karadağlı… Polis memuru rolüyle oldukça kastığını düşünüyorum. Polis rolü ve diğer pek çok rol için de yine mahkûmlar tercih edilebilirdi diye düşünüyorum. Filmde yüzden fazla mahkûm ve yirmi küsur infaz koruma memurunun da rol aldığını ilave etmeliyim.

Adalet sistemine de ciddi eleştiriler getiriyor film. Bu eleştirinin mahkûmlar tarafından yapılmış olması da eleştiriyi farklı kılıyor tabi. Filmde anlatıların büyük bir kısmı ise mahkûmların gerçekten yaşadıkları olaylardan yola çıkılarak hazırlanmış. Bu yönüyle de filmin gerçekçi bir tarafı var. Filmin sitesini incelediğimde mahkûmların senaryoyu ciddi bir çalışma ile hazırladıklarını okudum. Yaklaşık 8 ay boyunca haftada 3 saat senaryo üzerinde çalışılmış.

Filmin müziklerini kim mi yaptı? Yine mahkûmlar…  Müzik düzenlemelerini ise Aydın Sarman yapmış. Sanırım şarkılar arasında en içinize dokunacağını düşündüğüm şarkı Beni Unutma’dır. Bunun dışında beş altı tane daha şarkı var film içerisinde.

Peki, filmin afiş fotoğrafını kim çekmiş dersiniz? Cezaevi Tabur Komutanı Hilmi Alıcı cezaevinde hazırlanan fotoğraf stüdyosunda film için afiş fotoğrafları çekmiş.

Son olarak filmde rol alan ünlülerden bir kaçının ismini verip yazımı noktalıyorum. Yasemin Conka,  Ahmet Mümtaz Taylan, Ali Sunal, Alper Kul, Doğa Rutkay, Ferdi Akarnur, Tarık Ünlüoğlu ve diğerleri…

Herkese iyi seyirler.

 

 



Yazar Hakkında

Misafir
Misafir
Sinema Kulübü'nde yazıları yayımlanan misafir yazarlar için ortak hesap.