Haber Masası

2012/04/11

Altın Lale Ulusal ve Uluslararası Yarışma Jürileriyle Tanıştık

Ph_IlginErarslanYanmaz_302

Bildiğiniz gibi ikinci haftasının içinde olan 31. İstanbul Film Festivali tüm hızıyla devam ediyor. Sinefiller her yıl bittiği andan itibaren beklemeye başladıkları festivali; mükemmel filmler, atölyeler, söyleşiler gibi olayların eşliğinde takip ediyor ve tadını çıkarıyor. Ve yine festival takipçilerinin bildiği üzere Ulusal ve Uluslararası olarak Altın Lale için yarışacak filmler 8 Nisan Pazar gününden beri izleyicileriyle buluşuyor. 14 Nisan Cumartesi akşamı Lütfi Kırdar Sergi ve Kongre Sarayı’nda düzenlenecek olan törenle takdim edilecek ödülleri verecek olan Altın Lale Ulusal ve Uluslararası Yarışma Jüri Üyeleri bugün basın mensuplarıyla bir araya geldi.

Altın Lale Ulusal Yarışmada Yarışacak Olan Filmler

Tepenin Ardı, Emin Alper

Ben Uçtum, Sen Kaldın, Mizgin Müjde Arslan

İz-Rêç, M. Tayfur Aydın

Lal Gece, Reis Çelik

Can, Raşit Çelikezer

Yeraltı, Zeki Demirkubuz

Babamın Sesi, Orhan Eskiköy & Zeynel Doğan

Ana Dilim Nerede?, Veli Kahraman

Yurt, Muzaffer Özdemir

Ferahfeza, Elif Refiğ

Şimdiki Zaman, Belmin Söylemez

Nar, Ümit Ünal

Altın Lale Ulusal Yarışma Jürisi 

Azize Tan, Murathan Mungan, Yüksel Aksu, Nazan Kesal, Dimitris Kerkinos, Alexandre Mallet-Guy

Soldan Sağa: Festival Direktörü Azize Tan, Murathan Mungan, Yüksel Aksu, Nazan Kesal, Dimitris Kerkinos, Alexandre Mallet-Guy

Ulusal Yarışma Jürisi, ödül vereceği filmleri Murathan Mungan başkanlığında seçecek. Festivalin direktörü Azize Tan’ın moderatörlüğünde gerçekleşen toplantıda 5 kişilik jüri basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Senarist, şair, yazar Murathan Mungan; yönetmen Yüksel Aksu, Selanik Film Festivali temsilcisi Dimitris Kerkinos, geçtiğimiz yıl festival kapsamında Ulusal Yarışma’da En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü kucakyalan Nazan Kesal ve Paris’teki bir film dağıtım – yapım şirketinin kurucularından (bu yıl En İyi Yabancı Dilde Film dalında Oscar ödülü kucaklayan A Separation / Bir Ayrılık filminin de dağıtıcısı) Alexandre Mallet-Guy olmak üzere beş kişiden oluşan jüri, aralarında asla tartışma çıkmayacaklarına emin olduklarını söyledi.

İlk olarak Azize Tan tarafından; “Gerçek bir sinefil, adeta bir okul.” Şeklinde tanıtılan jüri başkanı Murathan Mungan’a; “Filmlere yaklaşımınız nasıl olacak?” şeklinde gelen soruya ünlü yazar özetle şöyle yanıt verdi:

“Beni buraya Murathan Mungan olduğum için seçtiler. İyiyi, güzeli, doğruyu tanımak gerekir. Bunu yapmak da kazanılan bir şeydir. Bu soruyu ben yanıtlayamam; ama Kullanılmış Biletler adlı kitabımı okuyun, sinemaya nasıl baktığımı görün.”

Ardından yönetmen Yüksel Aksu’ya (Entelköy Efeköy’e Karşı, Dondurmam Gaymak); “Festivalde çok yeni yönetmenlerin de çok eski yönetmenlerin de filmleri oynuyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz, seçmekte zorlanıyor musunuz?” şeklinde bir soru geldi ve bakın Aksu bu soruya nasıl yanıt verdi…

“Hayır, seçmekte zorlanmayız. Ben öyle düşünmüyorum. Akıl yaşta değil baştadır.”

Murathan Mungan da şunları ekledi: “Seyrettiklerimiz karşısında adil olmalıyız. Tüm jüri böyle düşünüyor. İyi, güzel ve başarılı bir film seçmek zorundayız ve bunun için tamamen saf ve samimi olarak jüri locasında oturuyoruz.”

Selanik Film Festivali Temsilcisi Dimitris Kerkinos da Türk Sineması ile ilgili görüşlerini açıkladı:

“10 yıldan fazladır Türk Sineması’nı takip ediyorum. Türk Sineması büyük bir sektör… Bizim festivalde 80’leri hatırlıyorum; ya melodram ya da ticari filmler vardı. Selanik Film Festivali Uluslararası olur olmaz Türk filmlerini göstermeye başlamıştık. İşte o zamandan beri Türk Sineması’nı takip etmekteyim. Semih Kaplanoğlu ve Zeki Demirkubuz gibi yönetmenlerin filmlerini çok beğeniyorum. Bu kişiler Türk Sineması’nda farklı olgular yarattılar. Ayrıca Yunanistan ve Türk Sineması arasında büyük bir yardımlaşma var. Yunan ve Türk kültürü arasında da büyük benzerlikler var. Bu işi yapmaktan ve burada olmaktan ötürü çok memnunum.”

Alexandre Mallet-Guy ise bu yılın Türk yapımlarından Nuri Bilge Ceylan’ın Once Upon a Time in Anatolia (Bir Zamanlar Anadolu’da) adlı filmini çok beğendiğini ve kuvvetli bulduğunu söyledi. Ayrıca Mallet-Guy bu yıl çok fazla Türk filmi izlediğini ve Türk Sineması’nı çok farklı bulduğunu belirtti.

Geçtiğimiz yıl En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü kazanan Nazan Kesal (Saç, İklimler) bu yıl jüri koltuğunda oturmaktan onur duyduğunu söyledi ve şunları da ekledi: “Burada olmak çok güzel bir his… Ben festivali çok özel buluyorum. Özel bir festivalde özel bir jüri… Murathan Mungan çok seçici. İzleyeceğimiz filmleri merakla bekliyorum.”

Murathan Mungan: “Jürinin seçimiyle seyircinin seçimi uymayabilir. Bu her zaman olur. Nasıl ki sinema bir tutku, sanat da bir tutku… Adı üstünde: Festival! Biraz gülmekte fayda var. Şimdiye kadar izlememiz gereken 12 filmden 4’ünü seyrettik. Ben her 4 film sonrası bir toplantı yaparak, o şekilde sohbet ederek seçme taraftarıyım. Bir de yarışan filmlerin kadrosunun hepsi arkadaşımız. O yüzden bu bize objektiflik getiriyor. Herkesi memnun etmek derdindi değiliz. O alınır, bu küser, aman onu seçelim, o ona gitsin gönlü olsun şeklinde düşüncelerimiz yok. Böyle bir şey olmayacak. Bu tip tutumların dışında olacağız. İnandığımızı ve sevdiğimizi seçmek zorundayız. Festivalin dışındaki hesap oyunlarına gitmek değil derdimiz. Türk Sineması’nın ilerlemesi hepimizi sevindiriyor. Jüriyi “son” sözü söyleyecek bir şey olarak görmemek lazım. Filmleri 4’er 4’er izleyip seçmek istiyorum ki, detaylar unutulmadan sıcağı sıcağına herkes fikrini söylesin. Bazı detaylar olur, benim asla göremeyeceğim bir detaydır, gözümden kaçar bir diğerinin gözüne takılır. O yüzden tartışmak önemli.”

Çok Diktatör Bir Başkanımız Var

Yönetmen Yüksel Aksu, jüri başkanı Murathan Mungan’ın çok diktatör bir başkan olduğunu söyledi.

“Çok diktatör bir başkanımız var. CIA gibi sorguya çekiyor bizi her filmden sonra. Bir filmi izlemişim, yönetmeni de arkadaşım, film sonrası söyleşi yapacak, onu izlemek ve dinlemek istiyorum. Sonuçta bizim için de söyleşiler için tecrübe oluyor bu gibi şeyler. Ama yok izleyemiyorum. Hemen çıkıyoruz. Böyle bir disiplini en son ilkokul izcilik kampında ve askerliğimde görmüştüm. Başkanımız tam anlamıyla bir Sinema Akademisi!”

Bu Jüride Asla Tartışma Çıkmayacak

Nazan Kesal: “Murathan’a hayranım. Başkanlığı çok kıymetli… Kendisi okul gibi… İnanılmaz bir birikim, inanılmaz bir entelektüellik… Övülmeye ihtiyacı yok. Jürinin her konuda hemfikir olması ve aynı yerden bakabilmesi de bir şans. Sinema tutkusu bizi bütünlüyor. Bu jüride asla tartışma çıkmayacak.”

Yüksel Aksu: “Murathan Mungan yönetmen olsaydı daha sübjektif olurdu. Çünkü her yönetmenin kendine göre bir metodu vardır. İşler böyle daha kolay.”

Murathan Mungan: “Farklı stillere açık olmalıyız. Çeşitlilikten ve renklilikten zevk alabilmek; bu bizim kültürel yapımızda var. Mesela sinema yazarları izlediğimiz filmi görmemizi sağlarlar, gözden kaçırmış olabileceklerimizi gösterirler.”

Altın Lale Uluslararası Yarışma Jürisi 

Corneliu Porumboui, Nuri Bilge Ceylan, Brillante Mendoza, Elçin Yahşi, Alexander Fehling

Soldan Sağa: Corneliu Porumboui, Nuri Bilge Ceylan, Brillante Mendoza, Elçin Yahşi, Alexander Fehling

Gelelim Uluslararası Yarışma’nın Jüri Üyelerine… Daha önce de bildirdiğimiz gibi ülkemizin gururu, uluslararası festivallerden eli boş dönmeyen yönetmen Nuri Bilge Ceylan Uluslararası Jüri’nin başkanlığını üstleniyor. Diğer üyeler ise şöyle: Festival kapsamında The River Used To Be A Man – Nehir Bir İnsandı adlı filmin Alman başrol oyuncusu Alexander Fehling (kendisini Inglorious Basterds – Soysuzlar Çetesi adlı filmdeki rolüyle de hatırlayabilirsiniz), Filipinli yapımcı ve yönetmen Brillante Mendoza, Romanyalı yönetmen Corneliu Porumboui ve Sabah Gazetesi Ek Yayınlar Yönetmeni Elçin Yahşi. Şimdi bakalım; uluslararası jüri nasıl anlaşıyor ve nasıl bir metot üzerinden gidiyor…

Altın Lale Ulusal Yarışmada Yarışacak Olan Filmler

The Loneliest Planet / Yalnız Gezegen, Julia Loktev (ABD, Almanya)

Death of a Superhero / Süper Kahramanın Ölümü, Ian FitzGibbon (Almanya-İrlanda)

Bonzai, Cristian Jimenez (Şili, Fransa, Arjantin, Portekiz)

Wuthering Heights / Uğultulu Tepeler, Andrea Arnold (İngiltere)

Cut, Amir Naderi (Japonya, Frnasa, ABD, Türkiye, Güney Kore)

The Snows of Kilimanjaro / Kilimanjaro’nun Karları, Robert Guédiguian (Fransa)

Cracks in the Shell / Kabuktaki Çatlaklar, Christian Schwochow (Almanya)

The Delay / Gecikme, Rodrigo Pla (Uruguay, Meksika, Fransa)

Albert Nobbs, Rodrigo Garcia (İrlanda)

A Royal Affair / Yasak Aşk, Nikolaj Arcel (Danimarka, Çek Cumhuriyeti, İsveç, Almanya)

Oslo, 31 August / Oslo, 31 Ağustos, Joachim Trier (Norveç)

Tabii ki ilk soru Nuri Bilge Ceylan’a geldi: “Film yapmanın dışında jüri olmak nasıl bir his?”

Nuri Bilge Ceylan: “Daha kolay, çok daha kolay… Esas olarak filmleri izliyorsunuz ve içlerinden en sevdiğinizi seçiyorsunuz. Sevdiğiniz ve inandığınız sinemaya güç veriyorsunuz. Abartmamak da lazım tabii… Her birimizin farklı zevkleri ve görüşleri var. Bu süreç içinde de jüriyi daha yakından tanımaya çalışıyorum; gerçi hepsi de arkadaşım…”

Brillante Mendoza, Türk Sineması ve Jüri’deki Görevi Hakkında Görüşlerini Belirtti

“Jüride olmak çok güzel… İzlemek istediğim filmleri izleyebileceğim. Ama bazen seçim yapmak çok zor oluyor. Çünkü bir film yapımcısı olarak o sürecin ne kadar zor olduğunu biliyorsunuz. Bu yüzden de bazen seçmek çok zor. Günün sonunda, bizi en çok etkileyen ve fark yaratan filmi seçiyoruz.”

Corneliu Porumboui: “Yönetmen olarak bir jüride olmak çok güzel. Daha kolay… Nuri çok haklı… Yalnızca filmleri izlemekten çok memnunuz. Çok güzel olacağına inanıyorum.”

Alexander Fehling: “Çok heyecanlıyım. Burada olmak benim için çok büyük bir onur. İlk kez buradayım ve etrafta öylesine gezinen meraklı bir çocuk gibiyim.”

Basın mensuplarından biri Nuri Bilge Ceylan’a; “Daha önce jürilerde eleştirdiğiniz şeyler var mıydı? Vardıysa neye dikkat edeceksiniz?” şeklinde bir soru geldiğinde Ceylan şunları söyledi:

“Ben jürilerde hiçbir şeyi eleştirmiyordum. Ama dikkat edilmesi gereken şeyler de var tabii. Hayatımın filmi dediğim filmlerin bile yarısında çıkmışımdır. Bugün benim “en beğendiğim film” dediğim bir film bile yarısında çıktığım bir filmdir. Sorumluluk hissediyorum bu konuda. Şimdi, jüri üyesi arkadaşlarım var. Filmleri izledikten sonra tartışmak iyi olacak. Tartışmak insanın fikrini değiştirebiliyor. Herkesin görüşlerini de değiştirebiliyor. Toplanmak da yararlı… Ön tartışma ve son tartışmaya kadar kafada yeni fikirler oluşmasına sebep olabiliyor. Bu süreç de bunları hızlandırıyor. Bir film seyrederken de hiçbir kriterim yok. İstediğimiz kadar kriter belirleyelim, bu bizim ayağımızı bağlar. Şu şu kriter olsun, şöyle iyi bir film olsun gibi bir düşüncem yok.”

Corneliu Porumboui: “Belli bir filmi sevsem de anlatımına göre farklılığı da görebilir, sevebilirim. Kişisel, kendi başına, sade bir çalışma… Hiçbir kriterim yok.”

Nuri Bilge Ceylan: “Bir filmi seversem bende çalışma arzusu uyandırıyor. Çok fazla iyi film göremeyince bu bende umutsuzluk yaratıyor mesela. Ama iyi filmler geldikçe çalışma arzusuna kapılıyorum. Bu yalnızca bir boyutu… Farklı şeyler de var tabii. Eğer tarifi zor şeyler anlatmayı başarabiliyorsa tarifi zor duygular da uyandırabiliyor. Sinema bir sürü şeyin karışımı. Jürideyken; “Oh! Kurtuldum.” gibi bir şey de olmuyor o yüzden en iyisini seçip ona ödül vermek zorundasınız.”

Filmleri izledikten sonra Türkiye’den bir iş sebebiyle erken ayrılması gereken Brillante Mendoza şunları ekledi:

“Öncelikle iyi bir izleyici ve gözlemci olmalıyım. İzlediğim film beni tam kalbimden vurmalı. Eğer film beni kalbimden vurursa o zaman o filmde özel bir şeyler vardır. İzledikten sonra düşünürüm. Jüri üyelerinin düşüncelerini dinlerim. Sonradan da fikrim değişebilir.”

Toplantıyı Nuri Bilge Ceylan’ın bu güzel ve anlamlı sözleri noktaladı: “Eğer insanlar birbirlerini etkileyebiliyorsa ne güzel bir şey… Sanat eseri bakış açısını değiştirmek için de vardır.”

Altın Lale Ulusal ve Uluslararası Yarışma Ödülleri 14 Nisan Cumartesi akşamı sahiplerini bulacak.

Ek Bilgiler:

Uluslararası Yarışma Jürisi; En İyi Film Ödülü’nü verecek. Bu ödülü kazanan, Eczacıbaşı Topluluğu’nun Şakir Eczacıbaşı anısına vereceği toplam 25.000 avro değerindeki para ödülünün de sahibi olacak. Bu para ödülünün 10.000 avrosu ise ödülü kazanan filmin Türkiye dağıtımcısına verilecek. Bu jüri ayrıca festivalde gösterilen bir filmin yönetmenine filminin özel başarısı için “Jüri Özel Ödülü” verebilecek.

“Ulusal Yarışma Jürisi”nin seçecek olduğu En İyi Film 150.000 TL, En İyi Yönetmen 50.000 TL, En İyi Kadın Oyuncu ve En İyi Erkek Oyuncu ise 10.000′er TL para ödülü kazanmış olacak. Jüri Özel Ödülü ise ilk kez 2011′de para ödülüyle desteklenmişti ve bu yıl Efes Pilsen tarafından verilmeye başlanıyor. Onat Kutlar anısına verilecek olan Jüri Özel Ödülü’nü kazanan filmin yönetmenine çekeceği bir sonraki filminde kullanmak üzere 30.000 Amerikan Doları değerinde para ödülü verilecek.

Töreni CNN Türk’ten canlı olarak izleyebilirsiniz.



Yazar Hakkında

Misafir
Misafir
Sinema Kulübü'nde yazıları yayımlanan misafir yazarlar için ortak hesap.




Henüz Yorum Yok


ilk yorum yapan siz olun!


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>