Haber Masası

2012/02/17

Oscar Rehberi 2011: Yabancı Dilde En İyi Film

aseparation

Oscar Rehberi 2011 yazı dizimizi yarıladığımız bu gönderide, İngilizce dışında herhangi bir dilde çekilmiş uzun metraj filmlerin aday olabildiği yabancı dilde en iyi film kategorisine odaklanıyoruz. Bu kategoride yarışan filmler, diyaloglarının büyük kısmı İngilizce dışı olmasının yanında aynı zamanda Amerika Birleşik Devletleri dışında bir ülkede yapılma zorunluluğu aranan filmlerden oluşuyor. Geçmişe baktığımızda ilk Akademi Ödül Töreni’nde, yabancı dildeki filmlerle Hollywood yapımlarının değerlendirme bakımından ayrılmadığını; 1947 ve 1955 yılları arasında ise yabancı dildeki bu filmlerin, özel bir onur ödülü ile ödüllendirildiği görüyoruz. 1956 yılından sonra ise Akademi, İngilizce dili dışındaki bu filmler için tamamen farklı bir kategori açarak bugünkü yabancı dilde en iyi film kategorisinin temellerini attı.

Diğer Oscar ödüllerinin aksine, yabancı dilde en iyi film ödülü belli bir kişiye atfedilmez. Kazanan filmin yönetmeni, filmin yapım ülkesi adına ödülü kabul eder. Yıllar geçtikçe bu kategorinin kazananlarında Avrupa hakimiyeti görülmeye başlandı. Bugüne kadar verilen 63 ödülden 51’i Avrupa ülkelerine giderken 5’i Asya, 3’ü Afrika, 3’ü de Amerika kıtası dahilindeki ABD dışı ülkelere gitti. İtalyan yönetmen Federico Fellini, bugüne kadar ödüllendirilen 4 yabancı dilde filmin yönetmenliğini yaparak bu alandaki rekoru elinde tutuyor. En çok ödül kazanan ülke 10 zafer, 3 özel ödül ve 27 adaylıkla İtalya. İsrail ise 9 kez aday olmasına rağmen hiçbir zaman ödülü evine götüremedi.

 

Bu seneki adaylara baktığımızda listenin çeşitli sürprizler içerdiğini görüyoruz. Uzun listeyi 9 filme indirmesiyle birlikte Akademi, Türkiye’den “Bir Zamanlar Anadolu’da”, Finlandiya’dan “Le Havre”, Çin’den “The Flowers of War”, Fransa’dan “Declaration of War”, İspanya’dan “The Skin I Live In” ve Lübnan’dan “Where Do We Go Now?” gibi çeşitli festivallerden bol ödüllerle dönmüş ve kategorinin favorileri arasında gösterilen filmlere sırtına çevirmiş oldu. Kısa listede kendine yer edinen ve aynı zamanda en iyi belgesel kategorisinde yarışan Alman filmi Pina ise adaylar arasında kendine yer bulamayarak şaşırttı. Söz konusu 5 adaya gelirsek:

 

“Bullhead” Belçika

“Footnote” İsrail

“In Darkness” Polonya

“Monsieur Lazhar” Kanada

“A Separation” İran

 

Genç çiftçi Jacky Vanmarsenille’in hikayesini izlediğimiz Belçika yapımı Bullhead, Jacky’nin bir veteriner tarafından kandırılıp hayvanlarını azılı bir sığır tüccarına satma öyküsüne odaklanıyor. Bir federal polisin öldürülmesi ve Jacky’nin geçmişinden esrarengiz bir sırla yüzleşmesi oldukça geniş kapsamlı sonuçları doğuracak zincirleme olay örgülerini doğurur. Kader, kaybedilmiş masumiyet ve yok olmuş dostluklar hakkında; suç ve ceza; aynı zamanda da arzuların çatışması ve bir adamın kaderinin geri dönülmez hale gelmesi üzerine çarpıcı bir yapım Bullhead. Belçika bugüne kadar 7 kez Oscar’a aday oldu fakat hiçbirinde ödülü kucaklayamadı.

 

Joseph Cedar’ın yönettiği İsrail yapımı Footnote, Kudüs’te bir Yahudi üniversitesinde hukuk profesörlüğü yapan bir baba ile yine aynı bölümde profesör olan oğlunun büyük rekabetini anlatıyor. Oğul karakter elde ettiği başarılarla babasının önüne geçince trajikomik olayların yaşandığı film, Cannes Film Festivali’nde en iyi senaryo ödülünü kucaklamıştı. İsrail’in sinema namına verdiği en büyük ödüller olan Ophir Ödülleri’nde toplamda 9 ödül kazandıktan sonra ülkesini temsilen Oscar Akademisi’ne gönderilen Footnote, ülkesine 10’uncu Oscar adaylığını getirdi.

 

Robert Marshall’un kitabından Agnieszka Holland’ın sinemaya uyarladığı In Darkness, kendi hayatını tehlikeye atarak on iki insanın hayatını kurtaran Leopard Soha’nın öyküsünü anlatıyor. Önceleri sadece kendi iyiliğini düşünen hırsız ve kapkaççı Soha, daha sonra bu Yahudi mültecileri tam on dört ay boyunca Nazi işgali altındaki Lvov kanalizasyonlarda saklar. Polonya’ya dokuzuncu Oscar adaylığını getiren filmin, ülkesine ilk zaferi götürüp götürmeyeceği ise merak konusu. Zira Akademi’nin Nazilere karşı yapılmış filmleri ne kadar sevdiğini hepimiz biliyoruz.

 

Monsieur Lazhar‘ın hikayesinde bir Fas göçmeni olan Bachir Lazhar, trajik şekilde ölen bir ilköğretim öğretmeninin yerine göreve gelmesiyle olaylar başlıyor.. Öğrenciler yavaş yavaş kendilerine gelirken okulda kimse Bachir’in önceki hayatında ne acılar çektiğini fark edemez –üstelik Bachir’in her an sınırdışı edilme tehlikesi vardır. Evelyne de la Cheneliere’in aynı isimli oyunundan uyarlanan filmde Bachir karakteri iki zıt dünya arasındaki çarpışmayı ve kendini ifade edebilmeyi resmediyor. Muhteşem bir duyarlılık ve eğlence anlayışı ile yönetmen Philippe Falardeau, Kanada’ya altıncı Oscar adaylığını getirdiği bu filmde kendi kayıplarını aşmaya hazır alçakgönüllü bir adamı anlatıyor. Kanada daha önce 2003 yılında The Barbarian Invasions filmi ile altın heykelciğe kavuşmuştu.

 

Kategorinin son adayı İran yapımı film A Separation, yönetmen Ashhar Farhadi’nin bu sene çok ses getirmiş ve pek çok sinemacı ve eleştirmen tarafından senenin en iyi filmi olarak kabul edilmişti. Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı en iyi film, en iyi kadın oyuncu ve en iyi erkek oyuncu ödüllerine layık görülen film, ayrılık kararı alan bir çiftin karar sonrası yaşadıklarını anlatıyor. Alzheimer hastası babasına tuttuğu bakıcıyla yaşadığı sorunlar sebebiyle mahkemelik olan Nader ve kızını daha iyi şartlarda yetiştirmek için ülkeden ayrılmak isteyen Simin’in bu öyküsü hiç şüphesiz senenin en çarpıcı filmini bizlere sunuyor. Asghar Farhadi’ye aynı zamanda en iyi özgün senaryo kategorisinde Oscar adaylığı getiren A Separation; Altın Küre Ödülleri’nde de yabancı dilde en iyi film ödülüne layık görülmüş ve Asya Film Ödülleri dahil pek çok törende büyük ödülleri kucaklamıştı. İran daha önce bir kez, 1998 yılında Children of Heaven filmi ile Oscar’a aday olabilmişti. Film hakkında yazarlarımızın yaptıkları eleştirileri buradan ve buradan okuyabilirsiniz.

 

 

Kim kazanır: “A Separation” İran

Kim kazanmalı: “A Separation” İran

Sürpriz yapabilir: “In Darkness” Polonya

Aday olmalıydı: “Where Do We Go Now?” Lübnan

Aday olmalıydı: “The Skin I Live In” İspanya

 

Sinema Kulübü yazarlarının yabancı dilde en iyi film kategorisindeki tahminleri

Sinema Kulübü yazarlarının yabancı dilde en iyi film kategorisindeki tahminleri

Sinema Kulübü yazarlarının yabancı dilde en iyi film kategorisindeki favorileri

Sinema Kulübü yazarlarının yabancı dilde en iyi film kategorisindeki favorileri

 

 

 

Sırada: En iyi animasyon film ve en iyi belgesel film kategorilerindeki değerlendirmeler ve tahminler



Yazar Hakkında

Burak Hazine
Burak Hazine
1991 doğumlu. Bir süredir sinemayla ilgilenmekte olan, tıp fakültesinin sosyalleşmeye çalışan öğrencisi. Boş vakitlerini sinema filmi izlemek ve sinemaya dair kitaplar okumakla değerlendirerek bu alanda ilerlemeyi ve gelişmeyi hedefliyor. Şu an için sinema yazarlığı ve hakimiyeti konusunda pek bir iddiası yoktur. Kendisini blogundan yahut direkt Twitter'dan takip edebilirsiniz.




2 Yorum Yapılmış


  1. Erşah Odabaşıoğlu

    Sürekli kendini tekrar eden Polonya sineması, İsrail sineması hala yarışma şansı bulabiliyorken bu kadar özgün bir filmimizin, Bir Zamanlar Anadolu’damızın buralarda olamadığını görmek üzüyor bizleri. Hemde tırnağı bile olamayacak Üç Maymun’un kısa listeye gördüğünü görenler olarak.



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>